Anita Sezgener etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anita Sezgener etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2012 Salı

Rosa, Korsika’ ya gitmek istiyor.



Güneye gidersen

omzunda kırmızı şal

Unutmuştur

belki bir keçi

Avrupa’nın modern olduğunu

gri kayanın zeytini ve

ispanyol kestaneleri

Odysseus’un önündeki rüzgâr gibi

Korsikalı bir köylünün

tek başına dolaşması

İnsan sesi ne bir kuş

Belki lacivert bir eşek

Bir katırın yanında

Üzerinde yan oturmuş bir kadın

Kucağında kımıltısız bir çocuk

kocasının güvenli bulduğu bıyığında

Kutsal olduklarına inanırsın

Unutursun

Avrupa’nın modern olduğunu

Eğilmek istersin

Güzelliği karşısında

Klasik dünyanın.



Anita Sezgener


Rosa Luxemburg’un 1917 Ocak’ında Sonichka’ya yazdığı
mektuptan esinle…

2 Aralık 2011 Cuma

Trieste’ye bir Serdar Koçak



dostum Serdar’a dedim basit şey öldürür. mesela saksağan. basit bir şey olmadığından dedi. ucundan kenarından bitirim bi ölüm. basit şey: mesela mavi öksürük. öksürünce sarsılan temizlik dedi. saksağan bu bakın dedi akıllıdır bütün suyu kendine içiyo öbürlerine kalmıyor dedim basit bir şey yoktur der gibi kaldı.
datçanın bademi dedi sustu sonra. bilir maviyi de şiirlerini bahçıvana okuttu ne de olsa datça küçük yer. Serdar azcık rahatlayınca basit şeyler onu unutur ama.
‘Ben Napoli Radyosu’ boşluğa atılmış voltadır, volta atarak okunur. o radyo hâlâ konuşur. bilinç akışımızı akışlatır.
‘Trieste’ye bir Komün’ evin en arka odasında sesli okunmalı ve heceler yuvarlatılmalıdır. “yapıtım eklektik tamdan eksik tama bir gidiştir” diye yazar, çın.. çın sesi her kitapta vardır. ‘Tanrı ve Tanrıçalar’da özellikle.
tanrıçalar tanrıça olduklarına gülümserler Serdar’ın annesi koltuğundan düşer inancı tam diyedir Serdar inanmaz, onun doğrusu başka. alkışsızdır Serdar. neden sizden değildir, Mesudiye’deki köylülerledir. geçmişindeki halıları anlatmışmıdır ki onlara?
Seyhan yaşasaydı kavga etselerdi isterdi. ‘seyhan yazdı’yı yazdı. (henüz yayımlanmadı) ölebilmemeyi yazdı. sonra portakal mı düştü uykusundan ne, uyandı resimli. Zem şehri’ne. “evde kalemtraş varsa durum iyidir…” dedi sessiz. katre kimdi merak edeniniz mutlaka vardır. meyledenlerin Zem’e yolculuğudur vardı. n’lerin ortasından geçiniz basmayınız vardı. dereağzında eski çayın tadı yok. büyük bir sahanın ortasında golsüz kalınınca Serdar oraya gol koyar. sizden habersiz. kendi içinin dışında oldu mu şiir oldukça ciddidir. kahve suyu hazır olunca Serdar sigarayı bırakacak, bunu sadece Yemliha biliyor (henüz siz bilmiyorsunuz)
“şair birkaç metre yakını içinde her şeye birden bakar…”
bakar ve son yazdığı şiirlerinden birinde ne der:
“yazmazsam dünya yoktur
uçurum kardeş değildir
telefon etmem suçtur
ilaçlarımı düzenli kullanamam
katlanıp her türden tehlikeye
yazmalıyım ölebilene dek.”


Anita Sezgener

2 Kasım 2011 Çarşamba

üçüncü


                                              e. levinas’a


‘

çiğ adam çiğ kadın’la bun

serbest sır t ları

sesin sesi vurmamış tım

(gnothi s'auton)

yünler aşağıda eğrilmiş

kar havasında ılık

söylenmiş’i olan

söylemeyi çiğnemiş

üçüncünün yüzünde

pıs..

‘

‘

‘

‘

‘

çiğin yanıklığını

etiğinden bir burnun

(meden agan)

'

'

‘

var’lık’tan başka türlü

meşru’yu kemikleşen

üçüncü’nün yüzünde

adaletiyle

pıs..

‘

‘

o

tekil

başkası’na karşı

sorumlusonsuz

tım.



anita sezgener

2 Ekim 2011 Pazar

parşömen yarışlı nabız!


harf kesimcilerinin kuytusundaki
demekti
eskil bir okurun oval yüzü
taş tahtaya sürülmüş balı yalayan
kutsalı kalıba döken ise oğul
okumayı sökenlere kazıtmış palayı!
öldürmeyeceksin!i tutamayan halkın
ufarak kitabı okurda!
kemik kitap! yüz. dağ. yüz.


Diderot’nun reçetesini elden
ele dolaştıran
titiluslu bir krizden sonra:
“Scarron’un Komik Roman’ından
on sayfa;
Don Quijote’den dört bölüm;
Rabelais’den dikkatle seçilmiş
bir paragraf.”
standarda bağlanmış
oktavo


piktografi resimse! yarayan
resimli tarihte uyuşmuştu kantaron demek
tablet evinden ayrılan yazıcı için
tanımanız--
çivi yazısının sesiydi.
bağlı kadınlar
saatler kitabı’ndan çıkıp da
selamlardı
ölmüşleri!


solgun bir halk dediğiniz şimdi
kaç kere ölmüştür kim bilir
bir filin anısını Şiva’ya ulaştıran
yüz kitabı’ndan önceydi
tüm hırçınlık : :


                   A.Manguel’in “Okumanın Tarihi”nden esinle…


Anita Sezgener

23 Nisan 2011 Cumartesi

"taşlık", Anita Sezgener

...
"yağmur sonrası avrupa" tablosundaki
hiç birşeyi yıkayıp arındır(a)mamış yağmura işaret eden;
kayıp(lar) sonrası sağ kalmak adına
yaralarını kabuk bağlatmaya calışışın dilini kuran;
dilde önceye işaret ederek kristeva’ya yaklaşan;
nemli ve kaygan taşlarda yürümek yetmezmiş gibi
yürürken bi de taş düşürmek gibi olan;
kekeme bir dille etin seğirmesine varan;
dizginin görselliğiyle de plastik bi alan kuran…
iste bir şiir kitabı ve işte ton dışı bir eşik kitap:

TAŞLIK, ANİTA SEZGENER (2011)….


u.asan

1 Mart 2011 Salı

yöntemsiz


lirikten kaçıp sığınacaktım
Sami Baydar’a açık mektup yazacaktım
kimseye bahsetmeyecektim içimden
kırmak için dizeleri
sayfanın ayrımına gidecektim
üç-beş arkadaş edinecektim
zorlanarak sonra
çalıların oradan sızacaktı
annemin sesi
babam kalkıp Altındağ’dan gelse
2 güne burada olurdu
kardeşlerimle
cam odada oturacaktık
burnumuzdan kan sızarak
bekleyecektik

öldü kuşlarım.


Anita Sezgener
Yaz 2010

13 Şubat 2011 Pazar

Brauner’in sağ gözü

hışır…hışır…hışım..
solungaçlı dersem çık.... göz tutarsa, kan çık...
Brauner'in kolları sürreal- acaba
hanginden çık…
çıkmayanı kapar huh…
Brauner'in balıkları ıslıklı… elleri yumru…
uyuşma dalı... en kapmalısından bu
çık aygıtı… çık.
masa delik-varis, bak.... müzeyi alnından uf ...
nedir bu anti-art?
çan çan çikolata… hani bize limonata ?
çık...
uyy…
arzu makinedir… Baroness Elsa onu giyinir…
kaç DaDa torbası- kaçabilmen için?
nâzi gelirse
kaç gece frangı
(kaç!-a,
hışım…
Brauner’in sağ gözü… uf aman…
sağrı gözü.. akar duru kavgada…
gün ağustos 28… gün sadece zehir
nâzi-ler en korkulasından…
1940- Paris… en kaçışlısından bir yahudiyi!…
Brauner’in kolları ama sürreeal… kurtarın!
nâzi gitti… hış..hış…
şimdi açık artırmalı bir tablosundan… endişeyi
sil silebilirsen
Montmartre’a yürü
mezar taşında yazmasını bir
"Peindre, c'est la vie, la vraie vie, ma vie"(1966)
dadadadadadadadadadadadadada duy
… çağırsan… gelir… vah Brauner vah
gözüm…

 Anita Sezgener

6 Şubat 2011 Pazar

cılk


“haksızlık evreninden”
“metafizik köşesine kaçan”  Anaksimandros
için başınızı bir kere de bu yöne çevirin!
harcamasın boynunuz algınızın açıklığını
bir kolunuz taşta olursa hem
belirsize düşer yüzünüz.
bir organ şarkısıdır dediğim
kirlenince yamuk ağızlardan
biraz su dilenir
olmayacak bir yer için
şiirin kurumasıdır cılk
sızar ayaklarının dibinde
mezar bekçileri.

büyük H.
“atmosfersiz bir yıldız”dır
orada gömülmeyi ister kavruk bir çizgi.
uzaktan tiz bir ses duyulur/duyun!
bir çocuğun ani gürültüsüdür oyun
olmayacak bir yerdeki
hızlı koşucular için
hep karanlıkta kalır.


Anita Sezgener
ocak 2011

30 Ocak 2011 Pazar

"GOG" NASIL ASH OLDU?

                                                                               
papağan göğe baktı.  gog girdi içeri. belki dışarısı. gog “g”leri kaldırdı, o’suyla oturdu bir süre. panini ona hırsız der diye korktu. o önceydi. g’leri sonradan ekledi bayan F. konuşamayan bir papağan ancak göğe bakardı. kuş üzümü yerdi. gog, sarı görevinden yeni dönmüştü. bayan F.’nin hizmetlisiydi. göbekli bir adam olduğundan her göbekli adam gibi pantolon askısı takardı.
papağan adsız kalamazdı. o gün olsun denildi tören. Ash'i, gog  seçmişti. bayan F.’nin tehditlerini duya duya bu ismi seçmiş olmalıydı:
 “Konuşmazsan yakıp kül ederim seni”.

Anita Sezgener
(defterleri karıştırırken buldum, unutmuş gitmişim)

23 Ocak 2011 Pazar


düz ayak bir motet

                                            
                                                      "Aynalar"ı duyarken,

ispanyol battaniyesinin içinden aşısız geçmiştir kan
bilirsiniz
gözün öldüğü cam odada okumuştur bir yerli
ikonaları lanetlenmişler için ilk.

başsız melekleri andırır incecik bir çizgi
kısıldı beri sesiniz ölgün balıklara asılıdır.

ne görünür ne yiter size sulak bir melek
düz ayak bir motetin ani çöküşünde
bir halkı sabitlediniz ve direği
gözle görülmeyen bir çift kanat için
yaptığınız her bir katliam.

adımlarınızı temkinli kulaktır ve dikkatle basın!
uyanacak bir toprak var kımıldayan kemikleri
girip saklanılacak yerin varlığı kuru haritada
herkese yetecek kadar bilmek bulunur.


anita sezgener
Yaz başı, 2010

16 Ocak 2011 Pazar


bir ölü diriltme seaNsıdır.

gövdenizde buruşan susuz tepki
topluyor artıklarını iki farklı tutumla
1:
asla bir ölüyü diriltme!
2:
bir ölüyle iç sesinle de konuşabilirsin!


iç / gün /
çekilirken babalardan Kirli kan
bakmış durmuşuz
kuş toplayanlara


iç /gece /
olacak
size bir sorum olacak bayım:
ayaklarınız üşümüşken bir hayaleti
hayvanlardan  mı geliyordunuz
uzamıştı  tüyleriniz
tüyleriniz, acaba?
taşların arasından geçerseniz
yine taşlara varırsınız
bayım
buradan dönmeniz,
taşın suyu istemesidir
dirilmenizdir, emin olun.
zifirdir ikinci sorum, bayım:
“balçıktan ayakları olmak” ne demektir
ve  “balçıktan ayakları olmak”?


Anita Sezgener
0cak 2011

9 Ocak 2011 Pazar


JULIA KRISTEVA ile söyleşi (Anita Sezgener)

ilk yayımlandığı yer:
sıcak nal, sayı 3 
inciten mesafeler


……………...hantal bir kuşu
……………...yüzüne bırakıyorum
……………...göbek bağı
……………...atlıyor sedeften
……………...uyuşuk

……………...inciten mesafelerde
……………...eğilmiş bir şey arıyor
……………...bir zaman suskun
……………...gitmişler
……………...bulduğunu


……………...kölelik iyi ki yok


……………...ince ölçümlerde
……………...bir çiçeği terlediğini
……………...yüzüne bakıyorum anneler
……………...rimbaud harrar’a gidiyor
……………...ona sahip çıkın!


Anita Sezgener
Yaz 2010

7 Aralık 2010 Salı

iyi ki


silindir çarptı paytak kuşlara.
gömüldük
dışarı!
en sözünden çıkmam
gözlerim öndedir kum
çıkarlar evlerine gider gibi
nane lokumlu kız istemeye
nemi tutar biri sanki helvayı yapar komşu
kahveler orta.

deltada hızlı trenler
gün şişti ortasından
giy paltonu
delirmeyiz

tebeşir yut ateşlen
soygunlu narin kız bilekleri
leyleklerin uçmaları ve merdivenler düşmek için
bahariye’de sönen yangın da var
duruşu evlerin eriyik.

kimse atlamadıysa bu boynu
sürüldük diye beyaz çarşafı
yaranı gör gör yarana büyü
ak mı titretir sabunu kara’yı
sesine gel güvenli tramvay kayırması
çiçekli bluzon almak kadar alnına buz vur.

ağaçların iyi ki olur gölgesi
iyi ki topacımız
delirmeyiz

iyi ki.


Anita Sezgener
pusu bilici, Norgunk, 2008


6 Aralık 2010 Pazartesi

bayrak kusması bu Leyla, bize burada yer yok…

                                                                               
Çok Sevgili Leyla Erbil’e…


güruhun tamı
kiri pası tak etti Leyla
azınlığın bilmem kaçıncı azınlık oluşunda
sen var ya orayı basmadan geç
bu kıyasıya toplama kampının
“ne sev, ne terket” yerinden
en gürültüsüzünü sen geç

balkonlarına ateş açılan yazık yerde
(ne yazık)
başımı bilmem iki elim arasında alırsam
kime ne

eşik durmamış ki bu ahalinin
                  (yasolakievleribıçaklayanvolkanikyaranızdangünşaştı)
ayaklarını ezmeye
%100 iltihabî
gidelim mi Leyla,
ha?..
kaya tuzlarını biz gibi
gri kirişli evlere yazdırmaya.


cin ayşe fanzin, değil o da değil

24 Kasım 2009 Salı

AÇIK HAVA

ey be evimiz! yas bu, ZIMBALANMAZ, duy!

"üzülmek ve yas

tutmak yasaktır.

atalarının

acılarını anımsayanlar

üç yıla kadar

hapis

cezasıyla

cezalandırılır."

[ ][ ]

[ ][ ][ ][ ]

[ N ][ ][][ ][][ ]

[ ][][ ]

[ A ] [ ]

[ ][ ]

[ ]

[ ]

[ ][ K ][ ]

[ B ]

[ ][][ ]

[ A ]

17 mayıs 2009